Nedir.Org *
Zeus

Psikolojik Roman Nedir

Okunma : 19223

Psikolojik Romanlar : Bu tür romanlara “Tahlil Romanı” da denir. Psikolojik romanlarda roman kahramanlarının ruh çözümlemeleri yapılır; onların insanlara, olaylara ve topluma bakışı yansıtılır.

Psikolojik Roman ruh çözümlemelerine alışılagelmiş realist romanlardan çok daha fazla yer verildiği karakterin iç bunalımlarının ve hesaplaşmalarının içten gelen dürtü ve güdülerin göz ardı edilmediği roman türü.
 
Psikolojik romanda yazar, sıradan realist romanlarda olduğu gibi sadece yaşanan olaylarla yetinmeyip bu olayları ortaya çıkaran nedenleri ve bu olayların ruh yapısında yol açtıklarını da açıklamaya girişir.
 
Psikolojik romanın veya genel anlamda yazında psikolojiye değinişin, 11. yüzyılda Tale of Genji , 1344'te Boccaccio veya Cervantes ile ortaya çıktığı söylense de, gerçek anlamda Psikolojik romanın çıkışı Samuel Richardson'ın Pamela romanına dayanır. Daha sonra yükselişe geçen realizm ile birlikte Psikolojik roman da etkinliğini artırmıştır.
 
Rus Edebiyatının ve belki tüm dünya edebiyatının en önemli psikolojik roman örneklerini veren Dostoyevski, okuru, insan psikolojisinin en bilinmez, karanlık köşelerine kadar götürmüş, ruh tahlillerini doruk noktasına çıkarmış ve hatta Psikoanaliz kuramının kurucusu Freud'a yol göstericilik etmiştir.
 
Fransız Edebiyatında ise bu türün en başarılı örneklerinin Stendhal tarafından verildiği söylenebilir. Kırmızı ve Siyah, Fransız edebiyatındaki Psikolojik romanın en belirgin örneklerinden biridir.

İlk Psikolojik Roman Örnekleri

Psikolojik roman türünün ilk örneği M. de la Fayette’in La Princesse de Cleves adlı eseridir.
Türk edebiyatında bu türün ilk örneği ise Mehmet Rauf’un Eylül adlı romanıdır.

Psikolojik Romanın Özellikleri

1. Psikolojik Roman, ruh çözümlemelerine alışıla gelmiş realist romanlardan çok daha fazla yer verildiği, karakterin iç bunalımlarının ve hesaplaşmalarının, içten gelen dürtü ve güdülerin göz ardı edilmediği roman türüdür.
2. Psikolojik romanda yazar, sıradan realist romanlarda olduğu gibi sadece yaşanan olaylarla yetinmeyip bu olayları ortaya çıkaran nedenleri ve bu olayların ruh yapısında yol açtıklarını da açıklamaya girişir.
3. Psikolojik roman türünde, vaka örgüsüne yahut olaya değil de kahramanların psikolojik yapılarına önem verilir.
4. Psikolojik romanda olaylar, kahramanların psikolojilerine bağlanır veya kahramanların psikolojik yapılarını aydınlatabildiği ölçüde eserde yer bulur.
5. Psikolojik romanlarda “olaylara sebep olan, hazırlayan ve olayların sonucu olan ruhsal durumlar üzerinde yoğunlaşılır.
6. İç monolog ve bilinç akımı tekniklerinin yalnızca romana has teknikler olmadığını belirtmek gerekir. Kahramanların iç dünyalarını okuyucuya yansıtmak için kullanılan bu teknikler, zaman zaman diğer anlatma esasına dayalı edebîtürlerde de kullanılmaktadır.

Psikolojik Roman Örnekleri

Aşağıdaki eserler psikolojik roman türünün diğer örnekleridir:
 - Genç Werther’in Acılan (Goethe)
 - Suç ve Ceza (Dostoyevski)
 - 9. Hariciye Koğuşu (Peyami Safa)
 - Bir Tereddüdün Romanı (Peyami Safa)

En Güzel Psikolojik Romanlar

1. Suç ve Ceza
2. Genç Werther'in Acıları
3. Karanlığı Taramak
4. Don Kişot
5. Çavdar Tarlasında Çocuklar
6. Günü Yaşa
7. Gizli Tarih
8. Odd'un Kefareti
9. Bir Başka Barış
10. Sırça Fanus

Türk Edebiyatında Psikolojik Roman

Türk edebiyatında Nabizade Nazım’ın Zehra ve Mehmet Rauf’un Eylül adlı romanlarından hangisinin ilk psikolojik romanımız olduğu hususunda ortak bir görüş olmamakla birlikte Eylül’ü batılı anlamda ilk psikolojik romanımız kabul edenlerin sayısı önemli bir yekûn tutmaktadır. Edebiyat tarihçilerimizin pek çoğu Zehra’nın psikolojik yönü üzerinde durmamış, Zehra’yı realist ve natüralist yönüyle değerlendirmişlerdir.

İlk psikolojik romanımız kabul edilen ve Servet-i Fünun dergisinde 1900 yılında tefrika edilen Eylül, bir yıl sonra kitap olarak neşredilmiştir. Eylül’de Necip ve Suat’ın ruhî portreleri, Mehmet Rauf tarafından büyük bir başarıyla anlatılmıştır. Bu sebeple pek çok araştırmacı ve edebiyat tarihçisi tarafından içerisinde yine ruhî tahliller bulunan Nabizâde Nazım’ın Zehra adlı romanı değil de Mehmet Rauf’un Eylül’ü edebiyatımızın ilk psikolojik romanı olarak kabul edilmiştir.

Nurullah Çetin, Roman Çözümleme Yöntemi adlı eserinde genel görüşten farklı olarak Namık Kemal’in İntibah (1876) adlı eserini ilk psikolojik roman kabul etmektedir (Çetin 2004:177). Mehmet Kaplan ise Türk edebiyatında psikolojik romanın tarihini biraz daha geriye götürerek “konuşmalar vasıtasıyla da olsa, şahısların ruh hallerine fazla önem verildiği için” Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat’ı “psikolojik roman telakki etme”nin mümkün olabileceğini söyler(Kaplan 1987:84).

Hemen her yazar; kaleme aldığı romanda psikolojik tahliller yapabilir, eserin figüratif yapısını oluşturan şahısların ruhî durumlarını romanında değerlendirebilir. Edebî, tarihî, realist, romantik, natüralist roman türlerinde de kahramanların psikolojilerinin tahlil edildiği bölümler ile karşılaşılabilir. Bununla birlikte bir eserde psikolojik tahlillerin olduğu bölümlerin olması, o eseri “psikolojik roman” olarak nitelememiz için yeterli bir sebep değildir.

Psikolojik roman türünü, diğer roman türlerinden ayıran husus, eserin figüratif yapısını oluşturan şahısların ruhî konumlarının ayrıntılarıyla tahlil edilmesidir ve bu roman türünde romana yön veren unsur da vak’a örgüsünden ziyade romanın kahramanlarının psikolojileridir. Yukarıda adı geçen yazar ve eserlere ek olarak; Halit Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu, Halide Edip’in Handan, Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu,Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur, Samiha Ayverdi’nin İnsan ve Şeytan, Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam, Hikmet Erhan Bener’in Oyuncu, Mehmet Önal’ın Şeffaf Kanatlı Zaman… adlı eserleri ile psikolojik roman türünün kayda değer örneklerini ortaya koydukları söylenebilir (Çetin 2004:177)

Eylülün Konusu Ve Ana Hatları

Suat, Süreyya ile evlidir. Suat ile Necip arasında(Necip, Süreyya’nın halasının oğludur) platonik bir aşk ortaya çıkar. Bu karşılıklı aşk, cinsellik boyutuna ulaşmadan Suat ve Necip bir yangında ölürler.

İlk Psikolojik Roman Eylüldeki Psikolojik Unsurlar

Edebiyatımızda ruh çözümlemesi romanının ilk örneğidir. Basit bir olay örgüsü vardır. Daha çok olayların kişilere etkisi ve kişilerin bu olaylara tepkileri işlenmiştir. Aşkla evlilik ahlakının çatışması romanda önemli yer tutar. Romanın şahısları çok azdır. Üç temel roman şahsının ortak özellikleri hepsinin iyi insanlar olmaları, kalabalık içinde yalnızlığı yaşamaları, bunalmaları ve hiçbir meşguliyetlerinin olmamasıdır. Süreyya ve Necib’in bir mesleklerinin olmayışı, hayatlarını çalışmadan sürdürmeleri, geri planda vurgulanan bir durumdur. Romanın diğer şahısları olan; baba, Büyük Hanım, Hacer ve kocasının ruh tahlilleri fazla önemsenmemiştir.

Psikolojik Roman Resimleri

  • 8
    <p><strong>Kitabın Özeti</strong><br />Bu romanında kişisel duyguları ile insanlık düşünceleri arasında çırpınan ve bunun savaşını veren bir erkek ve bir kadının dramını dile getirmektedir. Bahsedilen romanın kahramanları Suat, Necip ve Suat’ın kocası Süreyya Beydir.<br />Süreyya Bey ve Suat Hanım birkaç yıldır evli çifttir. Süreyya Bey memurdur. Fazla zengin olmadığı için babasının yardımıyla geçinmektedirler. Yazları genç çift; babasının çiftlik evinde yaşarlar. Babasından defalarca başka bir ev almalarını, kendilerini yalnız bırakmalarını istese de babası, oğlu Süreyya Beyin sözlerini dinlemez ve yeni bir ev satın almaz. Onun yüzünden her yaz bir tane taş ocağına benzeyen köye gelirler ve orada sıkıntıdan patlarlar. Suat bu arada başka olaylardan da sıkılmaktadır. Süreyya ve Suat’ın evine, Süreyya’nın akrabası olan ve Süreyya’nın çok sevdiği, güvendiği Necip gelip gitmektedir.</p><br />
<br /><br />
<p>Necip’in eve geliş gidişlerinde yine akrabalarından olan Suat?ın kardeşi Hacer de eve gelir. Hacer, Necip’le ilgilenir, fakat Necip Hacer’e karşı ilgili değildir.</p><br />
<br /><br />
<p>Hacer evli ve eşi de onun için her şeyini verecek nitelikte bir eştir. Daha sonraları Suat ile Süreyya birlikte mutlu bir şekilde yaşayabilmenin yolunu aramışlar ve bulmuşlardır. Suat Hanım gizlice babasından para isteyip eşi için bir yalı kiralar. Kocası bu duruma çok sevinir. Necip de hem dostları hem de akrabaları olarak Suat ve Süreyya’nın yanına gelir. Süreyya için yelkenle gezmek ve balık tutmak vazgeçilmez bir zevktir. Süreyya bu alışkanlıklarını sürdürürken Suat da Necip’le birlikte piyano çalmaktadır. Başbaşa geçen bu uzun yaz tatilinin sonlarında Necip Bey bir şeylerin olduğunu, Suat Hanım?a aşık olduğunu anlar. Bu durumdan kurtulmaya çalışsa da başarılı olamaz. Sonunda çare olarak onların yanından ayrılmaya karar verir. Giderken de Suat’ın eldivenlerinden bir tanesini izinsiz olarak hatıra olması için alır. Daha sonraları Necip’in tifoya tutulduğu öğrenilir. Süreyya ve Suat buna çok üzülürler. Tehlike devresi geçince Necip’in yanına giderler. Necip hastalığın etkisiyle sinir yorgunluğu içerisindedir. Hacer Necip?in hastalığı sırasında yanında bulunmuş ve o sıralarda Necip’in kendiden geçmiş olduğu zamanda yastığının altından bir bayan eldiveni bulmuştur. Hep birlikte hasta hakkında konuşurlarken Necip’in annesi eldiveni gösterir. Suat kendi eldivenini görünce şok olur ve olayı anlar fakat kimseye sezdirmez. O sırada Necip’te sapsarı olur utancından ve çaresizliğinden ne yapacağını bilemez. Necip hastalıktan sonraki iyileşme devresini yalıda geçirilmek üzere mecbur edilir. Hâlbuki O, onlardan kaçmak için uğraşmaktadır. Bir yaz sessiz ve olaysız bir şekilde geçmiştir. Eylül gelince Süreyya konağa gider. Bu gidiş beklenen bir gidiş değildir. Suat bu duruma anlam veremez. Daha gitmeden önce kışı bile beraber geçireceklerini söylemiştir. Ama Süreyya bir şeyleri sezmiş olup, o yüzden gitmiştir. Konağa geri dönülür. Necip artık eskisi kadar yalıya gelmemektedir. Hele Hacer?in davranışları, onların her bakışlarından anlam çıkarmaya çalışan tavrı her ikisini de deliye döndürür. Birbirlerini buldukları anda, ister istemez kaybedeceklerdir. Suat kendisinden kalan, Necip’in aldığı eldivenin diğerini de verir. Bunun sebebi ise artık hayatın Suat için yaşamaya değer bir tarafı kalmamasıdır. Mutsuz günlerin devam ettiği günlerden bir gün Necip, konağa ziyarete gider. O gün konakta yangın çıkar, herkes dışarı fırlar. Suat, bilerek yangında dışarı çıkmaz. Bunun üzerine Süreyya ve Necip, Suat’ın odasına dalarlar. Süreyya da tam odaya girmek üzereyken tavan alevlenir, odanın içindeki genç kadın ve genç erkeğin üstüne tavan çöker. Sonunda olanlar olur ve her ikisi de bu yangında ölür.</p> 2 ay önce

    Kitabın Özeti
    Bu romanında kişisel duyguları ile insanlık düşünceleri arasında çırpınan ve bunun savaşını veren bir erkek ve bir kadının dramını dile getirmektedir. Bahsedilen romanın kahramanları Suat, Necip ve Suat’ın kocası Süreyya Beydir.
    Süreyya Bey ve Suat Hanım birkaç yıldır evli çifttir. Süreyya Bey memurdur. Fazla zengin olmadığı için babasının yardımıyla geçinmektedirler. Yazları genç çift; babasının çiftlik evinde yaşarlar. Babasından defalarca başka bir ev almalarını, kendilerini yalnız bırakmalarını istese de babası, oğlu Süreyya Beyin sözlerini dinlemez ve yeni bir ev satın almaz. Onun yüzünden her yaz bir tane taş ocağına benzeyen köye gelirler ve orada sıkıntıdan patlarlar. Suat bu arada başka olaylardan da sıkılmaktadır. Süreyya ve Suat’ın evine, Süreyya’nın akrabası olan ve Süreyya’nın çok sevdiği, güvendiği Necip gelip gitmektedir.




    Necip’in eve geliş gidişlerinde yine akrabalarından olan Suat?ın kardeşi Hacer de eve gelir. Hacer, Necip’le ilgilenir, fakat Necip Hacer’e karşı ilgili değildir.




    Hacer evli ve eşi de onun için her şeyini verecek nitelikte bir eştir. Daha sonraları Suat ile Süreyya birlikte mutlu bir şekilde yaşayabilmenin yolunu aramışlar ve bulmuşlardır. Suat Hanım gizlice babasından para isteyip eşi için bir yalı kiralar. Kocası bu duruma çok sevinir. Necip de hem dostları hem de akrabaları olarak Suat ve Süreyya’nın yanına gelir. Süreyya için yelkenle gezmek ve balık tutmak vazgeçilmez bir zevktir. Süreyya bu alışkanlıklarını sürdürürken Suat da Necip’le birlikte piyano çalmaktadır. Başbaşa geçen bu uzun yaz tatilinin sonlarında Necip Bey bir şeylerin olduğunu, Suat Hanım?a aşık olduğunu anlar. Bu durumdan kurtulmaya çalışsa da başarılı olamaz. Sonunda çare olarak onların yanından ayrılmaya karar verir. Giderken de Suat’ın eldivenlerinden bir tanesini izinsiz olarak hatıra olması için alır. Daha sonraları Necip’in tifoya tutulduğu öğrenilir. Süreyya ve Suat buna çok üzülürler. Tehlike devresi geçince Necip’in yanına giderler. Necip hastalığın etkisiyle sinir yorgunluğu içerisindedir. Hacer Necip?in hastalığı sırasında yanında bulunmuş ve o sıralarda Necip’in kendiden geçmiş olduğu zamanda yastığının altından bir bayan eldiveni bulmuştur. Hep birlikte hasta hakkında konuşurlarken Necip’in annesi eldiveni gösterir. Suat kendi eldivenini görünce şok olur ve olayı anlar fakat kimseye sezdirmez. O sırada Necip’te sapsarı olur utancından ve çaresizliğinden ne yapacağını bilemez. Necip hastalıktan sonraki iyileşme devresini yalıda geçirilmek üzere mecbur edilir. Hâlbuki O, onlardan kaçmak için uğraşmaktadır. Bir yaz sessiz ve olaysız bir şekilde geçmiştir. Eylül gelince Süreyya konağa gider. Bu gidiş beklenen bir gidiş değildir. Suat bu duruma anlam veremez. Daha gitmeden önce kışı bile beraber geçireceklerini söylemiştir. Ama Süreyya bir şeyleri sezmiş olup, o yüzden gitmiştir. Konağa geri dönülür. Necip artık eskisi kadar yalıya gelmemektedir. Hele Hacer?in davranışları, onların her bakışlarından anlam çıkarmaya çalışan tavrı her ikisini de deliye döndürür. Birbirlerini buldukları anda, ister istemez kaybedeceklerdir. Suat kendisinden kalan, Necip’in aldığı eldivenin diğerini de verir. Bunun sebebi ise artık hayatın Suat için yaşamaya değer bir tarafı kalmamasıdır. Mutsuz günlerin devam ettiği günlerden bir gün Necip, konağa ziyarete gider. O gün konakta yangın çıkar, herkes dışarı fırlar. Suat, bilerek yangında dışarı çıkmaz. Bunun üzerine Süreyya ve Necip, Suat’ın odasına dalarlar. Süreyya da tam odaya girmek üzereyken tavan alevlenir, odanın içindeki genç kadın ve genç erkeğin üstüne tavan çöker. Sonunda olanlar olur ve her ikisi de bu yangında ölür.

  • 5
    Mehmet Rauf Eylül 3 ay önce

    Mehmet Rauf Eylül

Psikolojik Roman Sunumları

Psikolojik Roman Soru & Cevap

  • 9

    3 ay önce

    Soru : Psikolojik Romana Örnek Metin Verir misiniz
    Tahlil romanına örnek bir metin verin lütfen. Kısa olsun lütfen.

    3 ay önce | Sil
    Madame de La Fayette - Prenses de Cleves
    Mile de Chartres, sevmediği halde Cleves prensiyle evlenmiştir. Ama az sonra, elinde olmadan, Nemours düküne aşık olur. Bu durumu dürüstlüğüne güvendiği kocasına ve ondan kendisini bu tehlikeye karşı korumasını ister. Dük karısını bağışlayacak kadar anlayışlıdır. Ama yüreğine saplanan kıskançlıktan ve yersiz şüpheler yüzünden ölür. Serbest kalan Cleves prensesi, Nemours düküyle evlenmeyi reddeder ve bir manastıra çekilerek hayatının sonuna kadar orada kalır.
  • 8

    3 ay önce

    Soru : Psikolojik Roman Nedir Kısaca
    Psikolojik yani tahlil romanının kısaca tanımını istiyorum uzun olmasın lütfen.

    3 ay önce | Sil
    Tahlil (Psikolojik) Romanı:   İnsan ruhunun derinlemesine tasvir edildiği, duygu ve düşüncelerinin işlendiği romanlardır.
  • 6

    2 ay önce

    Soru : beyaz diş kitabı hangi roman çeşidine girmektedir

    2 ay önce | Sil
    Beyaz diş Psikolojik Roman türüne girer.
  • 3

    2 hafta önce

    Soru : en fazla okunan roman türleri nelerdir
    insanlar en fazla hangi roman türlerini severek okurlar

Psikolojik Roman Ek Bilgileri

  • 6
    2 ay önce

    İlk psikolojik roman: Mehmet Rauf / Eylül
    En başarılı psikolojik roman yazarımız: P.Safa / 9.Hariciye koğuşu
    İlk psikolojik roman denemesi: Nabizade Nazım / Zehra


Sende Bilgi Ekle

Bu yazının geliştirilmesine yardımcı ol.

Yazı İşlemleri
Sponsorlu Bağlantılar
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)
Facebook Grubumuz